Dr. Burak GümüşçüEstetik & Sağlık Teknolojileri
Güvenlik & Süreç

5 dk okuma

Ruhsatsız Dolgu Ürünü: Neden Ayrı Bir Risk

Ruhsatsız dolgu ürünü riski nerede, nasıl anlaşılır ve ne sorulmalı? Süreci baştan sona açık biçimde ele alan kısa, açık ve net bir başlangıç rehberi.

Ruhsatsız dolgu ürünü riski, uygulayıcı sorusundan ayrı ve ondan bağımsız bir başlık. Yetkin bir hekim bile içeriği bilinmeyen bir ürünle karşılaştığında elini kolunu bağlanmış buluyor. Bu yazı riskin nerede toplandığını, nasıl anlaşıldığını ve nelerin sorulması gerektiğini anlatıyor.

Ruhsat ne anlama geliyor?

Kısa yanıt: Türkiye'de ilaç ve tıbbi cihaz ruhsatlandırması TİTCK'ye ait. Bir ürünün hangi kategoride olduğu ve piyasaya sunulup sunulamayacağı bu kurumun kaydından okunuyor.

Ruhsat, ürünün her koşulda sonuç vereceği anlamına gelmiyor. Anlamı daha temel: ürünün ne olduğu, içeriğinin ne taşıdığı ve nasıl saklanması gerektiği kayıtlı demek.

Bu kayıt, bir sorun çıktığında neyle karşı karşıya olunduğunu bilmeyi sağlıyor. Kaydın olmadığı yerde bu bilgi de olmuyor.

Ürünün kaynağının izlenebilir olması da buna bağlı. Bir seri numarasının kaydedilmesi, sonradan yapılacak her değerlendirmeyi kolaylaştırıyor.

Risk nerede toplanıyor?

Birinci risk içerik. Ne olduğu bilinmeyen bir maddenin cilde verilmesi, öngörülemeyen bir tepki ihtimali taşıyor ve bu ihtimal önceden değerlendirilemiyor.

İkinci risk kalıcılık. Bazı ruhsatsız ürünler dokuda beklenenden çok daha uzun kalabiliyor ve çıkarılması ayrı bir sorun hâline geliyor.

Üçüncü risk yönetim. Bir komplikasyon geliştiğinde uygulanacak yaklaşım, ürünün ne olduğuna bağlı; içerik bilinmediğinde bu yaklaşım da belirsizleşiyor.

Nasıl anlaşılıyor?

Kısa yanıt: Ürünün ne olduğunun söylenmemesi, kutunun gösterilmemesi ve ambalajın önünüzde açılmaması en belirgin işaretler. Bu talepler olağan ve rahatsızlık yaratmamalı.

Ürün adının söylenmesi tek başına yeterli olmayabiliyor. Kutuyu, son kullanma tarihini ve varsa seri numarasını görmek daha somut bir bilgi veriyor.

Fiyatın alışılmadık biçimde düşük olması da bir işaret. Maliyeti düşüren şey genellikle bir yerden kısmak oluyor; merdiven altı estetik yazısında bu tabloyu topluca ele aldık.

Kalıcı dolgu neden ayrı konuşuluyor?

Kalıcı olduğu söylenen ürünler, sorun çıktığında geri alınabilir olmadıkları için ayrı bir başlıkta duruyor. Beğenilmeyen bir sonuç ya da bir komplikasyon, kolayca düzeltilemiyor.

Bu yüzden "kalıcı" ifadesi bir avantaj gibi sunulduğunda, dayanağının ve geri alınabilirliğinin sorulması gerekiyor.

Kullanılacak ürünün ne olduğunun ve nasıl davrandığının anlatılması onamın da parçası; uygulamanın kendi sayfası dudak dolgusu başlığı altında duruyor.

Ne sorulmalı?

Hangi ürün kullanılacak, kutuyu görebilir miyim, ambalaj önümde açılacak mı, son kullanma tarihi nedir ve kayda geçiyor mu. Beşi de olağan sorular.

Ürünün nasıl saklandığını sormak da bu listede. Saklama koşulları ürünün kendisi kadar belirleyici olabiliyor.

Bu sorulara tereddütsüz cevap verilmiyorsa cevap zaten verilmiş oluyor; hekim olmayan uygulayıcı başlığı çoğu zaman aynı tabloda karşımıza çıkıyor.

Uygulandıysa ne yapılmalı?

Kısa yanıt: Kullanılan ürünün adını, kutusunu ve varsa belgelerini saklamak en önemli adım. Sonradan yapılacak her değerlendirme bu bilgiyle çok daha hızlı ilerliyor.

Bir bulgu çıkarsa beklemeden başvurmak gerekiyor. Artan ağrı, renk değişimi, yayılan şişlik ve ateş bekletilmeyecek bulgular arasında.

Bulgu yoksa da bir değerlendirme yaptırmak yararlı oluyor. Bölgede ne olduğunun kayda geçmesi, ileride yapılacak her uygulamanın planını sağlamlaştırıyor.

Ne zaman ve nasıl başvurulacağını komplikasyon yönetimi yazısında ayrıca ele aldık.

Sonuç iyi görünüyorsa risk yok mu?

Erken dönemde iyi görünen bir sonuç, ürünün ne olduğu sorusunu ortadan kaldırmıyor. Bazı tablolar aylar sonra ortaya çıkabiliyor.

Bu yüzden değerlendirme yalnızca görünüm üzerinden yapılmıyor. Ne uygulandığının bilinmesi, gelecekte yapılacak her işlem için de gerekli oluyor.

Sonraki bir uygulamada hekimin bölgede ne olduğunu bilmesi gerekiyor. Bu bilgi yoksa, plan eksik veri üzerine kuruluyor.

Bu yüzden yaptırdığınız her uygulamanın kaydını kendinizde tutmak işe yarıyor: tarih, ürün adı ve uygulanan bölge. Küçük bir not, yıllar sonra en değerli bilgi hâline gelebiliyor.

Sık sorulan sorular

Ürünün adını söylüyorlar, yeterli mi? Ad tek başına sınırlı bir bilgi veriyor. Kutuyu, son kullanma tarihini ve varsa seri numarasını görmek daha somut; ambalajın önünüzde açılması da olağan bir uygulama. Bu talepler rahatsızlık yaratıyorsa, bu tek başına değerlendirilmesi gereken bir işaret oluyor.

Yurt dışından getirilen ürün güvenli mi? Belirleyici olan nereden geldiği değil, Türkiye'de ruhsatlı olup olmadığı ve nasıl saklandığı. Soğuk zincir ya da saklama koşulları bozulmuş bir ürün, aslen ruhsatlı olsa bile aynı ürün sayılmıyor. Bu yüzden kaynağın ve saklamanın sorulması gerekiyor.

Ruhsatsız ürün uygulandıysa çıkarılabilir mi? Bu, ürünün ne olduğuna bağlı ve bazı ürünlerde çıkarılması güç oluyor. Değerlendirmeyi yapacak hekimin neyle karşı karşıya olduğunu bilmesi gerekiyor; bu yüzden kutu ve belgeler önem taşıyor. Karar muayene sonrasında ve elde ne kadar bilgi olduğuna göre veriliyor.

Ucuz olan her ürün ruhsatsız mı? Böyle bir eşitlik kurulamıyor; sağlık alanında fiyat reklamı zaten mevzuatla yasak ve burada rakam konuşulmuyor. Ama alışılmadık biçimde düşük bir maliyet, bir yerden kısıldığını düşündürüyor. O yerin neresi olduğunu sormak makul bir adım oluyor.


Kullanılacak ürünün ne olduğunu ve size uygun olup olmadığını konuşmak isterseniz, konsültasyonda sağlık öykünüz ve beklentiniz birlikte değerlendiriliyor.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, tıbbi tavsiye değildir. Değerlendirme ve tedavi kararı hekim muayenesi sonrası verilir; sonuçlar kişiden kişiye değişir.

Kaynaklar

  1. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK)
  2. Fillers: overview — American Academy of Dermatology
  3. Before you have a cosmetic procedure — NHS